Hakkında

Bölüm Başkanı Vekili Doç. Dr. Can Altay

Mesele “kullandığımız şeyler bütünü” ile ilgili. Bu cümle İstanbul Bilgi Üniversitesi Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü’nde verdiğimiz tasarım eğitiminin kapsayıcılığını ortaya koyar nitelikte. Ürün tasarımı son derece basit kullanım nesnelerinden karmaşık aygıtlara uzanan bir yelpazede hem sanayi hem de son kullanıcıların ihtiyaç duyduğu bir meslek. Biz de bu doğrultuda sadece teknolojilerdeki ve kullanıcı davranışlarındaki değişikliklerle değil, gündelik hayatın içindeki temel devinimlerle de ilgileniyoruz. Bu da insanların hayatlarına dahil ettiği nesnelerin tasarım, üretim ve kullanım süreçlerindeki yerel ve küresel dinamiklerin takibi ihtiyacını beraberinde getiriyor. 

Müfredatımızı belirlerken bizi yönlendiren bazı noktaların altını çizmek, tasarım alanını nasıl kapsayıcı bir hale getirmeyi hedeflediğimizi anlatmaya yardımcı olacaktır. BİLGİ’de endüstri ürünleri tasarımı eğitimi sadece “endüstri” paradigmasına bağlı olarak ele alınmıyor. “Yararlı şeyler” tasarlamak ve üretmek adına sanayi-öncesi (zanaat), endüstriyel ve post endüstriyel yaklaşımların eşzamanlı olarak ele alındığı bir sistem uyguluyoruz. Bu eşzamanlılık, dönemsel bir ayrışmadan bağımsız çeşitli hibritlerin, örtüşmelerin ve geçişlerin ortaya çıkmasına da imkân veriyor. Müfredatımızdaki tasarım modülleri ve diğer derslerimiz dahilinde, tasarımcı adaylarının, geleneksel üretim yöntemleri, dijital imalat süreçleri ve yazılım, nesne ve insan arasındaki arayüzler gibi geniş bir konu yelpazesine hakim olması hedefleniyor. Tasarımcıların çalışma alanlarındaki yeni olasılık arayışlarına katkıda bulunuyoruz. Bunu sadece yenilik uğruna değil, dünyanın değişen ihtiyaçlarını tespit edip, cevap sağlayabilecek sanayileri hayal edebilmek için yapıyoruz.  

Bu sebeple, tasarımcıların sorumlulukları sadece satış tahminleri ve müşteri isteklerinden fazlası haline geliyor. Kullanıcıların ve üreticilerin refahı (well-being), kaynak kullanımı, karbon ayakizi ve ürünlerin bu dünya üzerinde barındırdığı anlamlar gibi konuları da kapsıyor. Değiştiren, katılımcı, sorgulayan ve alternatif üreten tasarımcılara olan ihtiyacımız her geçen gün artıyor.

Böyle baktığımızda ürün tasarımı kadar gündelik hayatın siyasetine dair bir alan düşünmekte zorlanıyoruz. Gündelik hayatımız ise dünyada olup biten her şey tarafından şekilleniyor. Hiç olmadığımız kadar yaratıcı yaklaşmamız gereken, yeni tanımlamalar ve alternatifler isteyen sorunlarla karşı karşıyayız. Mevcut dil ve araçlarımızla karşılık veremediğimiz bir dönüşüm söz konusu. Bir yandan hızla ilerleyen teknolojiler, öte yandan gittikçe kutuplaşarak çözümsüzleşen toplumsal sorunlarla yüz yüzeyiz. Dahası şu anki endüstriyel üretim ve tüketim paradigmaları dahilindeki ivmeyi karşılayabilecek kaynak miktarı hızla azalıyor. Aynı zamanda tüm regülasyon ve manipülasyonlara karşın bilgiye olan erişimimizde ve ürünlerin bilişim teknolojileriyle entegrasyonunda büyük değişiklikler yaşanıyor. Üretici ve kullanıcı (belki de tüketici kavramından bahsetmekten vazgeçerek) kavramları tekrar tanımlanıyor. Tasarım eğitiminde tüm bu değişimleri tartışmak gerekiyor, sadece bugün ve burası için değil, yarın ve tüm dünya için tasarım yapabilecek meslek insanları yetiştirebilmek için. Endüstri ürünleri tasarımı, projenin içeriği ve niteliği ne olursa olsun, kuvvetli gözlem ve öngörülerle sorunları tespit edip, önerilerin geliştirebildiği düşünce ve eylem alanı olarak yarının meslekleri arasında. BİLGİ'de tasarım eğitimi, tüm bu gerçeklerin bilincinde ilerliyor.